27 Mayıs 2013 Pazartesi

.olmaz-da-hadi-olur-diyelim.

daha aydınlık şeyler yazmalıyım. -malı mıyım, istiyor muyum? istemem gerekiyor. gereke gereke gerçekten ister miyim, bilmiyorum. bilmem de gerekir. gerekenlerin olmadığı bir gündüz-gece-gündüz-gece döngüsünde, tek mutluluk veren akşamın çöküşü ve camdan gelen esintinin eşliğinde uyumak uyumaksa eğer; daha ışıltılı anlara ulaşmak, olmaz-da-hadi-olur-diyelim kategorisine girer de başka bir yer bulamaz kendine. sanki. tabi "olmaz da hadi olur diyelim" dedikçe dedikçe, bir ayak bataklıkta diğeri kurtulmaya çalışırken, bir korkuluk olarak takılır kalırım. daha aydınlık tanımlamasını kullandıktan yedi cümle sonra bataklığa girip saplandım mı!

şu tek bacağımı, şu pek bi' sıcak havaya çıkartayım, parmak uçlarında kendini belli etmeden yürüyen pembe panter gibi. ironi burada. pembe panter parmak uçlarında yürür ama kendini belli etmekten de geri kalmaz.

pembe panter ol.

[bir şeyi özellikle aradın mı bulamazsın ya... pembe panter'in beynime kazınmış imajları arasında açık ara en önde olan halinin resmini bir türlü bulamadım! google kaç gündür bir garip açılmıyor. diğer arama sayfaları da bir işe yaramıyor. o zaman pembe panter olmayayım kendim olayım, n'apayım...]



8 Mayıs 2013 Çarşamba

birisini çok sevdiğinizde, gerçekten sevdiğinizde, onu hiç unutamazsınız. ben unutamadım. olmuyor. aşiyan'dan dönüyorsunuz mesela. o, kafanızın içinde. çok uzun zamandır kafamda. çok kısa bir tanışıklığımız oldu. ben batırdım. onunla arkadaş olamadım. sadece arkadaş. çok özlüyorum, çünkü farklıydı. nefes almak gibiydi. değişimdi. kahvaltılardı balıklardı. müzikti.

nasıl, duran duran'ı her zaman seveceksem, seni de öyle seviyorum. 

6 Mayıs 2013 Pazartesi


burası fena bir mahalle. öldürüyor beni. çocuk ağlamaları, mahalle kadınlarının sesleri. her yaştan ve bedenden. midem bulanıyor. dilsiz çocuğun "vhei vhe" diye çıkardığı ses. yaşlı insanlar. vurdumduymaz turistler. uyuz fransızlar. köpekten korkanlar. kötü bakışlar atanlar. yalancılar. ikiyüzlüler. hepsi, burada. çok fena. ölüm.

******


saçlarım ıslak. ellerim nemli. normalde böyle değildirler. kuruluklarından dolayı severim onları. bir tırnağım kırılmış. kırılmasa olmaz. kahve bardağım boş. içinde bir kaşık ve iki kaşıkla. biri metal, biri plastik. çaprazlama üst üste oturuyorlar bardağın içinde.
yıllardır ilk defa, demin, duvarıma bir poster astım. kim. cobain. mükemmel. geceden beri mükemmel kelimesini sık sık kullanır oldum. mükemmmelliği fark etmek için eşiği aşmalısın.

*****



üçüncü dinleyişim şu an. bu, nasıl bir şey?! böyle adamlar çıkıyor ya; insanlık geçmişimizden bu üstünler, insanları asıl istedikleri yerlere götürüyor ya! çok heyecanlanıyorum. sadece hayran olmak diye tanımlayıp içinden çıkamayacağım. tavuk götü mü dediniz? bu ve benzerlerini dinleyin...